Eşit olarak yararlanmalarını esas alan ve her türlü ayrıcalığı reddeden ilkeye "halkçılık" denir. Atatürk "Millete efendilik yoktur, hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur." ifadesiyle halkçılık anlayışının dayandığı temel felsefeyi vurgulamıştır.
Halkçılık ayrıcalıkları kaldırarak toplumsal adalet ve barışın sağlanmasına hizmet eder. Ayrım yapmaksızın tüm vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alır ve onların yönetime eşit olarak katılmalarını sağlar. Millet egemenliğini ve demokratik anlayışı esas alır. Bu yönleriyle halkçılık, cumhuriyetçilik ilkesinin tamamlayıcısıdır. Halkçılık, herkesin devlet imkanlarından eşit faydalanmasını öngörür. "Sosyal devlet" anlayışının bir sonucu olarak devletin halka hizmet götürmesini gerekli kılar. Bu yönüyle de devletçilik ilkesinin tamamlayıcısıdır.
Bu kısım metinde detaylı olarak açıklanmamıştır. Örnek inkılaplar eklenebilir. Örneğin; Medeni Kanun'un kabulü, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, köy enstitülerinin kurulması halkçılık ilkesinin uygulanmasına yönelik adımlardır.
Halkçılık ilkesinin en önemli uygulamalarından biri kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması olmuştur. Bu sayede kadınlar da yönetime katılma hakkına sahip olmuşlardır.
Özel sektörün yetersiz kaldığı durumlarda, yatırımların devlet tarafından yapılmasını öngören ilkeye "devletçilik" denir. Devletçilik bir ekonomi politikası olarak ortaya çıkmıştır. Bu sistemde devlet, yatırım yapan vatandaşlarını destekler. Vatandaşların yapamadığı büyük yatırımları ise kendisi yapar. Böylece devlet ve vatandaşlar el ele vererek ekonomik kalkınmayı birlikte gerçekleştirirler.
Devletçilik ilkesi bir yönüyle zorunluluktan doğmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında vatandaşın elinde yeterli sermayenin bulunmaması, büyük yatırımların devlet tarafından yapılmasını gerekli kılmıştır. Devletçilik ilkesinin siyasi yönü de vardır. Bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi için ekonomik bağımsızlığa da sahip olması gerekir. Oysaki Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde demiryolları, limanlar gibi birçok işletme yabancıların kontrolüne geçmiştir. Devletin tam bağımsız olabilmesi için bu işletmelerin millileştirilmesi gerekmiştir.
Bu kısım da metinde detaylı olarak açıklanmamıştır. Örnekler eklenebilir. Örneğin; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kurulması, Sümerbank gibi kamu bankalarının kurulması, demiryollarının millileştirilmesi devletçilik ilkesinin uygulanmasına yönelik örneklerdir.
Türkiye İş Bankası, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devlet tarafından yapılan yatırımlara örnektir ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmuştur.
Eğitim, hukuk, yönetim gibi alanlarda, devlet işlerinin herhangi bir dinin kurallarına göre değil, aklın ve bilimin rehberliğinde yürütülmesine "laiklik" denir. Laik devlette egemenliğin kaynağı millettir. Devlet düzeni ve hukuk kuralları herhangi bir dine göre oluşturulmaz, akıl ve bilim referans alınır.
Laiklik; sivil hayatta, demokrasinin temel unsurlarından din, vicdan ve ibadet hürriyeti ile de yakından ilgilidir. İnsanların dini inançlarında hür olmalarına ve inançlarının gereğini yerine getirmelerine imkan sağlar. Atatürk'e göre; laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ile mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laik devlette herkes, istediği dine inanmakta ve inançlarının gereğini yerine getirmekte özgürdür. Devlet, dini ve mezhebi ne olursa olsun bütün vatandaşlarını eşit tutar. Böylece milli birlik ve beraberliği sağlayarak toplumsal barışa katkıda bulunur.
Bu kısımda da metinde detaylı olarak açıklanmamıştır. Örnekler eklenebilir. Örneğin; Şeriye mahkemelerinin kaldırılması, Medeni Kanun'un kabulü, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılması laiklik ilkesinin uygulanmasına yönelik adımlardır.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim sisteminde laiklik esasları yerleştirilmiştir.
Devlet düzenini ve toplumsal yapıyı daha iyi duruma getirmek için köklü değişiklikler yapılmasına inkılap adı verilir. "İnkılapçılık" çağın gerisinde kalmamak, değişen şartlara ve çağdaş hayatın gereklerine uyum sağlayabilmektir. İnkılapçılık, akıl ve bilimin rehberliğinde sürekli bir değişimdir.
Bu kısım çok kısadır ve detaylı örnekler içermez. Atatürk döneminde yapılan tüm inkılaplar inkılapçılık ilkesinin ürünüdür. Daha fazla örnek verilebilir.