Metin, 18. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Rusya ile yaşadığı çatışmaları ve bunun Karadeniz üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Rusya'nın genişlemeci politikaları, Osmanlı Devleti'nin zayıflamasına ve Karadeniz'in "Türk Gölü" olma özelliğini kaybetmesine yol açmıştır.
1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya, Kırım'ı ele geçirme yolunda önemli bir adım atmıştır. Bu antlaşma, Rusya'nın Osmanlı toprakları üzerinde daha büyük emeller beslemesinin önünü açmıştır. Katerina'nın "Yunan Projesi" olarak bilinen planı, Osmanlı topraklarının paylaşılmasını ve Bizans İmparatorluğu'nun yeniden kurulmasını hedefliyordu. Bu durum, Karadeniz'in Rusya'nın etkisi altına girmesine doğru önemli bir adım olmuştur.
Rusya, Kırım'daki iç karışıklıkları kullanarak kendi adamı Şahin Giray'ı Kırım hanı ilan etmiştir. Bunun üzerine Kırım halkı Osmanlı Devleti'nden yardım istemiş, Rusya ise Şahin Giray'ı koruma bahanesiyle Kırım'a girmiştir. Bu durum, Osmanlı-Rus Savaşı'na yol açmıştır. Aynalıkavak Tenkihnamesi ile savaş bir süreliğine durdurulmuş, fakat 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Kırım resmen Rusya'ya geçmiştir. 1792 Yas Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu gelişme, Karadeniz'in stratejik dengesini Rusya lehine tamamen değiştirmiştir.
Osmanlı Devleti, Avusturya ile de zaman zaman çatışma yaşamıştır. Bu çatışmalar, Karadeniz üzerindeki etkiyi doğrudan etkilemese de, Osmanlı Devleti'nin genel zayıflamasına katkıda bulunmuş ve Rusya'nın yükselişine karşı koyma gücünü azaltmıştır.
Napolyon'un Mısır'ı işgali, Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu'daki konumunu tehdit etmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Batı güçlerine karşı savunmasız olduğunu ve bölgesel nüfuzunun giderek azaldığını göstermektedir.