Mete Han, tarihte Hun İmparatorluğu'nun en güçlü dönemini başlatan lider olarak kabul edilir. Dağınık halde yaşayan Türk boylarını birleştirerek güçlü bir ordu kurmuştur.
Mete Han, ordusunu onlu sisteme göre organize ederek, komuta zincirini güçlendirmiş ve askeri operasyonlarda yüksek bir koordinasyon sağlamıştır. Bu sistem, diğer devletler tarafından da örnek alınmıştır.
İpek Yolu'nun denetimini ele geçirerek Hun ekonomisini güçlendirmiş ve ticaretten elde edilen gelirlerle imparatorluğunu genişletmiştir. Bu, Hunların zenginleşmesinde ve güçlenmesinde büyük rol oynamıştır.
Mete Han'ın Çin'e düzenlediği akınlar, Çinlileri Çin Seddi'ni inşa etmeye itmiş olsa da, Hunlar geniş Çin topraklarını ele geçirmiş ve Çin'i vergiye bağlamışlardır. Ancak, Çin nüfusunun yoğunluğu nedeniyle Türklerin asimilasyonunu önlemek için Çin topraklarına Türk yerleşimi yapılmamıştır.
Hun Devleti'nde kullanılan ikili yönetim sistemi, Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüş toprakların daha etkin yönetilmesini sağlamıştır. Ancak, devletin zayıflaması durumunda hızlı bir şekilde çöküşe neden olabilecek bir dezavantajı da bulunmaktaydı.
Hun Türklerinin batıya doğru hareketi, önlerine çıkan Germenler, Ostrogotlar ve Vizigotlar gibi kavimleri de batıya doğru itmiştir. Bu büyük göç dalgası, Avrupa tarihini derinden etkilemiştir.
Göçler sonucu Avrupa'da büyük bir değişim yaşanmış, yeni krallıklar kurulmuş ve mevcut siyasi yapı tamamen değişmiştir. Bu göçler, Avrupa'nın etnik ve kültürel haritasını yeniden şekillendirmiştir.
Balamir önderliğinde kurulan Avrupa Hun Devleti, Attila döneminde en büyük gücüne ulaşmıştır. Attila'nın ölümü ile birlikte imparatorluk hızla zayıflamış ve dağılmıştır.