Bu metin, 8. yüzyılda Orta Asya'da önemli bir yer tutmuş olan Uygur Devleti'nin tarihini özetlemektedir. Devletin kuruluşundan yıkılışına, kültüründen yönetim yapısına kadar birçok önemli detayı içermektedir.
Uygur Devleti, II. Köktürk Devleti'ne son veren Kutluk Bilge Kül Kagan tarafından 745 yılında kurulmuştur. Başkenti Karabalgasun'dur. Kutluk Bilge Kül Kagan'ın ölümünden sonra oğlu Moyençor tahta çıkmıştır. Moyençor, tüm Türk boylarını birleştirip Çin'e akınlar düzenlemiştir. Bu dönemde, 751 yılında Talas Savaşı yaşanmıştır. Karluk Türklerinin desteğiyle Müslüman Araplar bu savaşı kazanmış ve Çinliler Orta Asya'dan çekilmiştir. Bu durum Uygur Devleti için önemli bir fırsat oluşturmuştur.
Moyençor'dan sonra tahta geçen oğlu Bögü Kagan döneminde Uygurlar Mani dinini benimsemiştir. Mani dini, canlı öldürmeyi, et yemeyi yasakladığı için Uygurların yaşam tarzında büyük değişikliklere yol açmıştır. Yerleşik hayata geçen Uygurlar zamanla hayvancılığı bırakmış ve savaşçı özelliklerini kaybetmiştir. Bu durum, devletin askeri gücünün zayıflamasına ve dış tehditlere karşı savunmasız kalmasına neden olmuştur.
Yerleşik hayata geçen Uygurlar, surlarla çevrili şehirler kurmuş, saraylar, evler ve tapınaklar inşa ederek mimaride büyük ilerleme kaydetmişlerdir. Uygur Türkleri minyatür sanatında da önemli bir yere sahip olmuş ve Türk-İslam minyatür sanatına kaynaklık etmiştir. Tarım, ticaret, dokumacılık ve demircilik gibi alanlarda gelişme göstermişlerdir. Ayrıca, 18 harfli Uygur alfabesini kullanmış ve Çinlilerden öğrendikleri kağıt ve matbaayı kullanarak diğer Türk devletleri, Araplar ve Avrupalılar için bilgi yayılımına katkıda bulunmuşlardır.
Uygurlar, tarihte bilinen 18 harfli ikinci Türk alfabesi olan Uygur Alfabesini kullanmışlardır. Bu alfabe, Uygur kültürünün yazılı bir şekilde belgelenmesine ve korunmasına katkı sağlamıştır.
Bütün bu sebeplerden dolayı zayıflayan Uygur Devleti, 840 yılında Kirgizler tarafından yıkılmıştır. Orta Asya Türk devletlerinde hâkimiyetin kaynağı Gök Tanrı idi. Hükümdar, yetkilerini Gök Tanrı'dan alır ve tanrının yeryüzündeki eli olarak görülürdü. Bu "Kut İnancı" olarak adlandırılırdı. Halk, hükümdarın olağanüstü bir güce sahip olduğuna inandığı için emirlerine itiraz edilmezdi. Türk hükümdarları Hakan, Han, Kagan gibi unvanlar kullanırlardı.