Osman Bey dönemi, Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı, küçük bir beylikten daha büyük bir güce doğru ilerlediği bir dönemdir. Bu dönemde esasen zemin hazırlanmış, gelecek için sağlam bir temel oluşturulmuştur.
Orhan Bey dönemi, Osmanlı Devleti'nin gerçek bir devlet haline dönüştüğü, coğrafi sınırlarının genişlediği ve kurumsal yapısının güçlendiği bir dönemdir.
Osmanlı Devleti, Balkanlardaki gayrimüslimleri cizye vergisi dışında Müslümanlardan ayrı tutmadı. Gayrimüslimlerin can ve mal güvenliği sağlandı. Bu hoşgörülü yaklaşım, fetihleri kolaylaştırdı ve istikrarı sağladı. Örnek olarak, Osmanlı yönetimi altında yaşayan gayrimüslimlerin ticari faaliyetlerini sürdürmeleri ve kendi dinlerini özgürce yaşamaları teşvik edildi.
Anadolu'dan yeni fethedilen Rumeli topraklarına nüfusun getirilmesi anlamına gelir. Bu, yeni fethedilen toprakların hızlı bir şekilde iskan edilmesini ve Osmanlı hakimiyetinin güçlendirilmesini sağladı. Anadolu'dan gelen göçmenler, yeni yerleşim yerlerinde tarım, ticaret ve zanaat gibi faaliyetlerde bulundular ve Osmanlı ekonomisine katkıda bulundular. Örnek olarak, Gelibolu'nun fethinden sonra Anadolu'dan göçmenler buraya yerleşerek burayı geliştirdi.
Osman Bey dönemi, Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı, küçük bir beylikten güçlü bir güce doğru ilerleme yolculuğunun başlangıcıdır. Bu dönemde elde edilen en önemli kazanımlar şunlardır:
Orhan Bey dönemi, Osmanlı Devleti'nin gerçek bir devlet yapılanmasına kavuştuğu, hızlı bir genişleme ve kurumsallaşma dönemidir. Bu dönemde yaşanan önemli olaylar şu şekildedir:
Bursa'nın fethi, Osmanlı Devleti'nin gelişiminde bir dönüm noktası olmuştur. Güçlü bir üs kazanan Osmanlılar, burada idari ve askeri yapılanmalarını geliştirerek daha büyük hedeflere yönelmişlerdir. Bursa, Osmanlı kültür ve sanatının da merkezi haline gelmiştir.
Orhan Bey'in Bizans ordusunu Maltepe'de yenmesi, İznik ve İzmit'in yolunu açmıştır. İznik 1330'da, İzmit ise 1337'de fethedilmiştir. Bu fetihler, Osmanlıların Marmara Bölgesi'ndeki hakimiyetini sağlamlaştırmıştır.
Gelibolu'nun fethi, Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarına geçişinin başlangıcı olmuş, Rumeli'nin fethinin önünü açmıştır. Bu fetih, Orhan Bey'in oğlu Süleyman Paşa tarafından gerçekleştirilmiş ve bu nedenle Süleyman Paşa "Gelibolu Fatihi" olarak anılmıştır.
Orhan Bey, Karesioğulları Beyliği içindeki mücadelelerden yararlanarak bu beyliği Osmanlı topraklarına katmıştır. Bu olay, Anadolu'da Türk siyasi birliğinin sağlanması yolunda atılmış önemli bir adım olmuştur.
Çimpe Kalesi'nin alınması, Rumeli'ye geçiş için stratejik bir öneme sahipti. Bu kalenin fethi, Gelibolu'nun fethini kolaylaştırmıştır.
Osmanlı Devleti, Balkanlardaki gayrimüslimleri cizye vergisi dışında Müslümanlardan farklı tutmamış, can ve mal güvenliklerini sağlamıştır. Bu hoşgörülü ve uzlaştırıcı politika, fetih hareketlerini kolaylaştırmıştır. Örneğin, fethedilen bölgelerdeki halkın dini ve kültürel yapılarına saygı gösterilmiş, var olan yerel yönetimler mümkün olduğunca korunmuştur.
Fethedilen şehirlerin halkına vergi indirimleri sağlanması, ticari faaliyetlerinin desteklenmesi, dini ve kültürel yapılarının korunması gibi uygulamalar istimâlet politikasının birer parçasıydı.
Anadolu'dan Rumeli'ye nüfus göçü sağlamak anlamına gelen iskân politikasıyla, yeni fethedilen topraklara yerleşme sağlanmış, bu bölgelerin hızlı bir şekilde iskan edilmesi amaçlanmıştır. Bu politikayla hem yeni fethedilen bölgeler güçlendirilmiş, hem de Anadolu'daki nüfus yoğunluğunun azaltılması hedeflenmiştir.
Anadolu'dan Rumeli'ye göç eden Türkmen boyları, yeni yerleşim yerlerine yerleştirilmiş, tarım ve hayvancılık faaliyetleri desteklenmiştir. Bu göçler, hem Osmanlı hakimiyetinin güçlenmesini sağlamış hem de yeni topraklara can vermiştir.